Wednesday, 13 December 2017

Türkiye Doğu Anadolu Turu

Doğu Anadolu turumuza başlamak için Ercan’dan Ankara Esenboğa Havaalanına vardık ve Sivas’ın Şarkışla ilçesinde yer alan Sivrialan köyünde Türk halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun mezarı ve müzesine ulaşmak için Niğde ve Kayseri üzerinden 5 saatlik yolculuk yaptık. Bakımsız kalan mezarı başında ‘Uzun ince bir yoldayım’ şiirini hep bir ağızdan söyleyip kendisini yadettik.  Yapılan ziyaret sayesinde Aşık Veysel’in geçmiş hayatını ve gözlerini o zaman sık karşılaşılan çiçek hastalığından kaybettiğine dair bilgi alıp kendisini daha yakından tanıma fırsatını bulmuş olduk.

                                               Sivrialan, Sivas - Aşık Veysel Şatıroğlu

Ardından, 2 saat sonra Sivas merkeze ulaşarak, iki katlı kesme taştan yapılmış olan ortası açık avlulu Taşhan hanında çaylarımızı yudumlayıp, turda bulunan 39 kişiden bazılarını tanımış olduk.
Ertesi sabah Sivas Merkez’de bulunan 1271 yılında Selçuklu döneminde inşaa edilmiş Çifte Minareli Medrese’yi ziyaret ettik.
                                                                          Sivas - Çifte Minareli Medrese 

Sırlı tuğla ve mavi çini işçilikle örgülü minarelerle birlikte, taç kapı üzerinde bulunan Türk Selçuklu mimari parça olarak kullanılan çarkıfelek motifi evren simgesi olarak tasvir edilmiştir. Etrafındaki Ejderha ise Evreni çeviren Ejderhayı temsil eder. Eski Türk Kozmoloji düşüncesinde de Evreni "Çift Başlı Ejderha" Evirir.

Daha sonra, hemen Çifte Minareli Medresenin karşısında bulunan, 1217 yılında Anadolu Selçuklu Devleti sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından Sivas'ta darüşşifa olarak yaptırılan; hastalara şifa dağıtılan Şifaiye Medresesi hakkında bilgi aldık. Osmanlı devrinde medrese olarak kullanılan dört eyvanlı açık avlunun etrafı revaklarla çevrilmiş, günümüzde ise, medresenin iç bölümünde otantik kafeler müşterilerine servislerini gerçekleştiriyor. Takiben, yan tarafında bulunan Buruciye Medresesini hızlıca ziyaret edip, taş işlemeciliğin yoğun olduğu taç kapı ve bunun yanında yıldız, rumi ve geometrik motiflerin bulunduğu medreseye göz gezdirip, Sivas Kongre Binası’na ziyaret için yolun karşı tarafına geçtik. Bilindiği üzere, Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından düzenlenen Milli Mücadele döneminde 4 Eylül Sivas Kongresi’ne ev sahipliği yapan bina Cumhuriyet tarihimizde müstesna bir yer tutmaktadır. 1990 yılında Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmış ve Atatürk’ün kullandığı özel eşyalar, Atatürk’e ait resimler ve yöreye ait etnografik eserlerin sergilendiği binayı ziyaret ettik.
Daha sonra turumuza devam etmek için, Sivas’tan Erzincan yolunu kullanarak gerek volkanik gerek tektonik yollarla oluşan muhteşem dağ manzaralarına ve akan Aras Nehri’nin ihtişamlı manzarasına şahit olduk.

                                          Erzincan/Erzurum Yolu – Hazar Denizi’ne dökülünceye kadar akan Aras Nehri 

Erzurum’a vardığımız zaman Çağ kebabı Restaurant’da yöreye özel çağ kebabı yedikten sonra kadayıf dolması ile menümüzü tamamladık ve Türkiye’nin kurtuluşu ve bağımsızlığında büyük rol oynayan Kongre binasını ziyaret ettik.  Atatürk'ün başkanlığında 23 Temmuz 1919 tarihinde gerçekleştirilen Erzurum Kongresi ile Cumhuriyet'in temelleri bu binada atılırken, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşuna giden yolda önemli bir kilometre taşı geride bırakılmıştır.
                                          Erzurum – Erzurum Kongre ve Milli Mücadele Binası

Dönemin tarihi ve siyasi durumu hakkında bilgilenip Atamızı yadettikten sonra oltu taşı alışverişinin yoğun olarak yapıldğı Taşhan’a gittik. Zamanında kervansaray iken günümüzde oltu taşı esnafının imalat ve satış yeri olarak kullanılmaktadır. Oltu taşından yapılmış, tespih, yüzük, gerdanlık olmak üzere onlarca çeşit hediyelik eşyanın satışı gerçekleşmektedir.

Selçuklu Dönemi geleneksel mimari tarzını yansıtan Yakutiye Medresesi, Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin son örneklerinden biri olan yapı, minareleri Çifte Minareli Medrese’de olduğu gibi taç kapı üzerinde değil köşelere yerleştirilmiştir. Ön cephede geniş kuşaklar halinde mukarnas bitki ve geometrik motifler yer almaktadır. Taç kapının yan yüzlerindeki silme kemerle çevrili nisler içinde sembolik Pars ve Kartal motifleri bulunmaktadır. Ajurlu bir küreden çıkan hurma yaprakları şeklindeki hayat ağacının altında iki pars üzerindeki kartal figürlerinin Orta Asya Türk inancıyla ilgili ifadeleri yansıttıkları görülür.

Yakudiye medresesinin ardından açık avlulu medreselerin Anadolu’da en büyüğü olan Çifte Minerali Medreseyi fotoğrafladıktan sonra, ilginç usta ve çırak rivayetine de şahit olduk. Taçkapının iki yanından yükselen silindirik minareler, tuğla ve mozaik çiniler ile süslenmiştir. Çinilerle süslü minarelere “Allah”, “Muhammed” ve “ilk dört büyük halife” nin isimleri de işlenmiştir. Taç kapıyı kaplayan bitki süslemeleri, “ejder”, “hayatağacı”, “kartal” motifleri cephenin en gözalıcı kısımlarından olup, sağ taraftaki minare çırak tarafından Orta Asya Türkleri’nin simgesi olan, çift başlı kartal, ağzı açık iki yılan ve dilimli yapraktan oluşan işlemeler göz doldurdu.

                                          Erzurum - Çifte Minareli Medrese

Ardından, Selçuklular zamanında yapılan kendine özgü yapısı olan anıt mezarları olan Üç Kumbetleri ziyaret ettik. Üç kümbetten en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu kesme taştan yapılmış olan bu kümbet, sekizgen gövdeli, yüksek kasnaklı ve üzeri kubbe ile konik karışımı basık bir külahla örtülüdür. Sekizgen olarak inşa edilmiş olan Emir Saltuk kümbetinin üzerinde Çin ve Orta Asya takvimine ait hayvan figürleri (boğa, yılan, yarasa, kartal vb.) yer alıyor. Turumuzun devamında, birden fazla eski Erzurum evinin bir araya getirilmesiyle, restore edildiği Erzurum evlerinde Erzurum’a has binlerce tarihi eşya sergilenmekte. Tarihe ışık tutan Erzurum evleri restaurant ve müze olarak ziyaretçilere kapısını açıyor. Buram buram tarih kokan bir başka günün ardından, Palandöken eteklerinde bulunan Dedeman Hotel’de konaklamamamızı gerçekleştirdik.

                                                              Erzurum - Palandöken Kayak Merkezi

Ertesi sabah Van’a ulaşmak için Muş ve Bitlis üzerinden takip ettiğimiz yolda, 1200’lü yılların sonlarına doğru, İlhanlıların veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılan Aras Nehri üzerinde bulunan 7 kemer gözlü Çobandede Köprüsü’nü fotoğraflayıp, Van Gölü kıyısında bulunan Gevaş’a varıp yöreye ait olan inci kefal balık menümüzü aldıktan sonra tekne ile Türkiye’nin en büyük gölü olan Van gölü manzara eşliğinde Akdamar Ada’sına ulaşıp yine aynı adı taşıyan  Akdamar Klisesini ziyaret edip, rehberimizin zengin tarih bilgisinden faydalanma fırsatını bulduk. 

                                                              Van Gölü - Akdamar Adası’nda bulunan Akdamar Klisesi

Orta Çağ Ermeni sanatının en iyi örnekleri arasında gösterilen kilise kızıl andezit taşından inşa edilen dış cephesi ve rölyeflerle işlenmiş hayvan ve bitki motifleriyle göz alıcı şekilde ağaçların arasında yerini almış durumda. Rehberimizin anlattığı ve halk tarafından en çok benimsenmiş rivayete göre; “Zamanında adada yaşayan Ermeni başkeşişin güzelliği ile dikkat çeken ve adı Tamar olan kızına adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan bir genç aşık olur. Tamar’la buluşmak için her gece adaya yüzen gence yönünü bulması için yardım eden Tamar, elinde fenerle bekler. Bu durumu farkeden kızın babası fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner. Sürekli yer değiştirerek çobanın adaya gelmesini engeller. Yüzmekten yorulan ve boğulmadan önce son sözü Ah Tamar olan gencin haykırışını duyan Tamar da kendini gölün sularına bırakır. O günden sonra ada Ah Tamar ismiyle anılmaya başlar”.

                                                              Van Gölü – Akdamar Adası’ndan nefis manzara

Hüzünlü hikayenin ardından, Akdamar adasının tam içinde bulunduğu doğa harikasını bir kez daha yakından seyredip, Urartulara başkentlik yapmış (Tuşpa) bir şehir olan Van’ın merkezine gitmek için yine tekne ile turda bulunan bayanların bitmek bilmez enerji ve keyifle dans ederek Gevaş’a geri döndük. Oradan yine otobüsümüze binip dünyanın en güzel ve nadide kedi ırkı olan olan Van kedilerinin bulunduğu Van Kedisi Evi’ni ziyaret ettik. Yakından tanıma fırsatı bulduğumuz bu güzel kedilerin en belirgin özellikleri gözlerinin rengi mavi veya kehribar olabileceği gibi bir gözü mavi diğeri kehribar renkte olabilmesidir. Pamuk beyazlığındaki ve uzun tüyleri ve ipeksi bir yapıya sahip olan Van kedilerinin patileri ve kulaklarının içi pembe renkte olması bir diğer müstesna özellikleriydi.

                                                                             Van – Van Kedileri
Yine aynı yerde bulunan Doğu’nun geleneksel gümüş işlemeleriyle tasarlanmış savat ve bunun yanında dünyanın birçok yerinde bulanan zirkon taşlarını yakından tanıyıp, buranın topraklarından alışveriş yapma imkanı bulmuş olduk. Ve yoğun bir günün ardından Van Elite World Otelimize yerleşip, yoğun ve çok değerli bir günü daha geri de bıraktık.
Ertesi gün yine sabahın erken saatlerinde Kommagene Krallığından kalma dev heykellere ev sahipliği yapan, 1987 yılından beri Unesco Dünya mirası listesinde bulunan Nemrut dağına uğramak için yola koyulsak da şiddetli yağmur ve fırtına sebebi ile dağın tepesinde Kommagene kralı Antiochos Theos tarafından yaptırılan Yunan ve Pers tanrılarının heykellerinin olduğu zirveye ulaşamadık. Heykeller arasında bir aslan ve kartal heykeli de olduğuna dair bilgi aldık ve aslan yeryüzünde ki gücü, kartal ise gökyüzünde ki gücü temsil etmekte olduğunu öğrendik. Heykellerin diziliş şekli hiyerotesyon olarak bilinir. Rehberimizin verdiği bilgiye göre, tarihi güzelliklere ev sahipliği yapan Nemrut Dağı Milli Park’ın kaynak değeri eski çağlarda “Kommagene” olarak bilinen, bu alanda bulunan arkeolojik kalıntılardır. Antiochos tümülüsü ve buradaki dev heykeller,  Eskikale, Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü milli park içinde kalan kültürel değerlerdir. Nemrut dağının bilinen bir diğer özelliği ise doruğunda gün doğumunun izlenebileceği en güzel yerlerden birisi olmasıdır.
Yol boyunca doğanın sunmuş olduğu Volkanik patlamalardan dolayı oluşan dağ manzaralarına şahit olduk ve yüzyıllar önce Romalılar tarafından inşaa edilmiş Şeytan Köprüsü olarak bilinen köprü hem Roma döneminde, hem Selçuklular tarafından kullanılan Selçuklular döneminde, hem de sonra ki dönemlerde Memluklar tarafından restore edilerek Memluklar dönemine ev sahipliği yapıp kullanılmış olan Eski Kahta köprüsü olarakda bilinip günümüzde halen kullanılmaktadır. 

Kahta, Adıyaman – Şeytan Köprüsü
Geri dönmek için kullandığımız güzergahda dünyanın en eski köprülerinden biri olan Cendere köprüsünü fotoğraflayıp bilgi almak için yolumuza ara verdik. Köprü, Roma İmparatoru Septimus Severus tarafından karısı ve oğulları adına yaptırılmıştır. Orijinalinde 4 sütun bulunduğu Kahta tarafındaki sütunların ikisinin Septimius Severus ve eşine, Sincik tarafındaki diğer iki sütununda oğullarına adandığı bilinmektedir. Ancak oğullarından Geta’ya ait ola sütun, onu taht kavgası yüzünden öldüren ve kardeşine ait her şeyi yok etmek isteyen Caracalla adlı kardeş tarafından yıktırılmıştır. Böylelikle Adıyaman’daki turumuzu da tamamladıktan sonra 5 günlük turumuzun da sonuna gelerek Adana’ya koyulmak üzere yine uzun otobüs yolculuğumuza devam ettik. Her ne kadar esas amacımız artık adamıza geri dönüş için Adana Şakirpaşa Havaalanı’na gitmek olsak da Türkiye’nin 01 plakalı şehri, en büyük 5. ili, pamuğun ve kebabın beşiği oluşundan dolayı gezmeye ve bahsetmeye değer diye düşünüyorum. Adana’ya vardığımız zaman ömrüm boyunca yediğim en lezzetli, yumuşacık Adana kebabının adresi rehberimizin bizi götürdüğü meşhur Hasan Kolcuoğlu Restaurant’ı oldu. Hemen ardından, Seyhan nehri üzerinde bir Roma dönemi eseri olan dünyanın en eski kullanılmakta olan köprü ünvanını almış Taş Köprü’yü ziyaret ettik. Devamında, Türkiye’nin en büyük camiisi atfedilen Sabancı Merkez Camii’i fotoğraflayıp, havaalanın yolunu tuttuk.
Zengin tarih bilgisini bizimle paylaşan tur rehberimiz sayesinde çok daha enteresan ve eğlenceli bir Doğu Anadolu turu oldu benim için. Ha bir de klasikleşmiş ama rehberimizin hatırlattığı bir diğer cümleyi de sizlerle paylaşayım ‘Çok okuyan değil, çok gezen öğrenir’. Bir başka gezi yazısında buluşmak üzere. 

Saturday, 3 October 2015

Volunteering in Porto, Portugal

While I was surfing on the Internet, I just met with the GoEco website. GoEco provides large amount of volunteering programs for people who craves to travel and contribute to the community, wildlife, and environment they visit. Undoubtedly, one of my biggest goal is Traveling All Around the World. At the same time, gaining valuable experiences, improving my personal and professional skills and meeting with diverse people are all my desires in my life too. Therefore, I decided to be a volunteer in Porto, and besides this, travel throughout Portugal.  I would like to share my experience in Portugal. 


While I was a volunteer in Spot Hostel, Porto for 6 weeks, I felt the idea I wish I could stay longer there. I was a bar tender and I found a golden opportunity to learn and taste Portuguese drinks and also international drinks. Porto is one of the most popular and touristic cities in Portugal. Therefore I was able to visit the top attractions including, Douro Valley, Dom Luis I Bridge, Clerigos Tower and Lello Livraria and much more. Apart from this, Porto is very alive city for nightlife where streets are full of people and also clubs are open until 8am with the beats of music. My volunteering program was absolutely full of benefits and opportunities such as travelling of other cities in Portugal, including, Braga, Provoa da Varzim, Guimaraes, Gaia, Aveiro, Lisbon, Sintra, Faro and Lagos. I should say Lagos and Porto my favourites !. Surprisingly, I had free pass for surfing as well. It means that I had so much spare time to visit another breathtaking cities which in turn leads to understand and learn Portuguese culture deeper, recognize their gastronomy including Feijoada, Bacalhau, Francesinha and taste Portuguese wines. Bacalhau is sooo yummy !. Port wines were my fav as well. Additionally, by listening Portuguese music which is called Fado, I understood traditions of Portuguese in depth. During my working times, I have never felt that I am working. I should admit that it was more about socializing rather than working. In other words, I have met lots of great people from over than forty countries and I had built new friendships. Besides, managers and staffs were also so friendly. In this case, I have never felt homesick or isolated. What is more, in the hostel, Saint John party is organized with considering live music, food and beverages. Therefore, I improved my communication skills and I gained various experiences such as customer services and in event areas that are key benefits for my future career.

 The Ribeira Square (Portuguese: Praça da Ribeira
I already missed the Porto ! Porto is the second-largest city in Portugal, after Lisbon, and one of the major urban areas in Southwestern Europe. Located along the Douro River estuary in Northern Portugal, Porto is one of the oldest European centres, and its historical core was proclaimed a World Heritage site by UNESCO in 1996. The western part of its urban area extends to the coastline of the Atlantic Ocean. The Ribeira Square is a historical square in Porto, Portugal. It is included in the historical centre of the city, designated World Heritage by UNESCO. 
The Porto Cathedral (Portuguese: Sé do Porto)
The Porto Cathedral located in the historical centre of the city of Porto, Portugal, is one of the city's oldest monuments and one of the most important Romanesque monuments in Portugal.

Clerigos Tower (Portuguese: Torre dos Clérigos)

Clérigos church tower was the tallest structure in Portugal when completed in 1763 (the national record is now Lisbon's Vasco da Gama Tower), and as the main feature of the city's skyline, ships used it as a guide when coming into Cais da Ribeira. 

Lello Bookstore

Livraria Lello & Irmão, or simply Livraria Lello (Lello Bookstore) is a bookstore located in central Porto, Portugal. Along with Bertrand in Lisbon, it is one of the oldest bookstores in Portugal. In 2011, the travel publishing company Lonely Planet classified Livraria Lello as the third best bookstore in the world.


Me taking selfie at Lello Bookstore ! 

Avenida dos Aliados, Liberdade Square and the monument to King Peter IV.
Avenida dos Aliados is the cente of Porto, the significant ceremonial artery of the city and the place to celebrate the New Years Eve, St John Festival and the victories of the soccer club of the city. In this avenuethere are many nice hotels, some pasteries, restaurants and banks.
Liberdade Square (Liberty or Freedom Square; Portuguese: Praça da Liberdade) is a square in the city of Porto, Portugal.


The Dom Luís I (or Luiz IBridge (PortuguesePonte Luís I or Luiz I)

The Dom Luís I (or Luiz IBridge (Portuguese: Ponte Luís I or Luiz I) is a double checked metal arch bridge that spans the Douro River between the cities of Porto and Vila Nova da Gaia in Portugal. At the time of construction its span of 172 m was the longest of its type in the world.




Gaia
Vila Nova de Gaia, or simply Gaia  is a city and a municipality in Porto District in Norte Region, Portugal. It is located south of the city of Porto on the other side of the Douro River. It is also well known for its cellars (locally known as "caves") where the world famous Port wine is stored and aged. These cellars have become a major tourist attraction.
Praia do Camilo / Lagos

Lagos is along the Atlantic Ocean in the Barlavento region of the Algarve, in southern Portugal. Lagos is one of the most visited cities in the Algarve and Portugal, due to its variety of tourist-friendly beaches, rock formations (Ponta da Piedade), bars, restaurants and hotels, renowned for its vibrant summer nightlife and parties.


I had my most beautiful times in Lagos throughout my Portugal trip because of its exciting bars, friendly people, live city and lovely beaches. 

Sintra
Sintra is a town and a municipality in the Grande Lisboa subregion (Lisbon Region) of Portugal.


Quinta da Regaleira

Quinta da Regaleira is an estate located near the historic center of Sintra, Portugal. It is classified as a World Heritage Site by UNESCO within the "Cultural Landscape of Sintra". The property consists of a romantic palace and chapel, and a luxurious park that features lakes grottoes, wells, benches, fountains, and a vast array of exquisite constructions. 


Looking down the Initiation Well




The Pena National Palace 

The Pena National Palace (Portuguese: Palácio Nacional da Pena) is a Romanticist palace in the municipality of Sintra, Portugal. The palace is a UNESCO World Heritage Site and one of the Seven Wonders of Portugal.

Lisbon
Lisbon is the capital and the largest city of Portugal. Lisbon is recognised as a global city because of its importance in finance, commerce, media, entertainment, arts, international trade, education and tourism

Aveiro
Aveiro is a city and municipality of Portugal, it is the second most populous city in the Centro Region of Portugal (after Coimbra). 

 


Aveiro, known as Venice of Portugal. Moliceiros are the most popular style of boats to navigate the waters surrounding Aveiro. 


Guimarães is  a northern Portuguese city and municipality in the district of Braga. 

Castelo de Guimarães - Castle of Guimaraes
Castelo de Guimarães - Castle of Guimaraes is the principal medieval castle in the municipality Guimarães, in the northern region of Portugal. 
Bom Jesus do Monte 
Bom Jesus do Monte is a Portuguese sanctuary in Tenões, outside the city of Braga, in northern Portugal. Its name means Good Jesus of the Mount. The Sanctuary is a notable example of pilgrimage site with a monumental, Baroque stairway that climbs 116 meters (we walked appr. 2 hours to reach there!). It is an important tourist attraction of Braga.

I would like to mention Portuguese music and foods shorty. I love the gastronomy of Portugal, and I was so happy because I had two great friends who were cook and chef in Hot Spot Hostel. Therefore, I found golden opportunity to taste traditional foods and I got bright clues about cooking some Bacalhau which is cod fish ( my fav) ! I would like to share photo of Bacalhau, however, it even cannot express my feelings about the food how much I love it.  


Bacalhau

Bacalhau is the Portuguese word for cod and—in a culinary context—dried and salted cod. Bacalhau dishes are common in Portugal and Galicia, in the northwest of Spain, and also in former Portuguese colonies like Cape Verde, Angola, Macau, Brazil and Goa.

Francesinha 

Oh do you really call for this one sandwich !? I have just ordered an traditional sandwich and they gave me this. I had no clue that they call sandwich which is made with with bread, wet-cured ham, linguica (a highly seasoned Portuguese pork), chipolata (small fresh sausage), steak and covered with melted cheese and a hot thick tomato and beer sauce. (I get tired while I am writing, WTF?). Anyway, yeah just try when you are starving that "sandwich".

Fado 

Listened Fado while I was eating Tapas and drinking my Portuguese White Wine. Fado is a Portuguese Folk Music which generally accompanied by one classic guitar, one Portuguese guitar (which has 12 strings) and one singer. In popular belief, "Fado is a form of music characterized by mournful tunes and lyrics, often about the sea or the life of the poor, and infused with a sentiment of resignation, fatefulness and melancholia".

Tawny Port Wine

Port wine (also known as Vinho do Porto) is a Portuguese fortified wine  produced exclusively in the  Douro Valley in the northern provinces of Portugal. It is typically a sweet, red wine, often served as a dessert wine, though it also comes in dry, semi-dry, and white varieties. 


I drank lots of lots of Port wine, maybe more than water because I just love it. Local people counts it as a dessert and I may be drank a bottle of Port wine everyday. It was too sugary but who cares? I love dessert, I love sugar so ? I drank it straight, I drank it with food and I drank it while i was at the bar in my job as a bar tender. (Maybe it was not a good idea because guests sometimes started to serve instead of me, but it was so fun ! ) And also, all of the drinks were free to me ! I am going to miss those days a lot. 

I am going to share rest of the random photos as well ! 

  All friendly staff and managers gathered for organizing Saint John theme event in hostel.

Live Music in Spot Hostel for celebrating Saint John Festival

Yeap ! We were taking cake of the bar ;)

We were fine ! 

Those lovely two Latvian girls got me a Sangria ! 


To sum up, I wandered most of the gorgeous cities of Portugal and simply I fall in love with Portugal culture and their helpful, funny people. I should admit that I did not expect that I would spent that valuable and fun times in Portugal. Thanks again to GoEco that gave me this chance to live that experience on my own.